PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hz.peygamber efendimizin (s.a.v) şakaları


MaRJiNaL
25-08-2009, 10:14 AM
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Allah'ın elçisi olması dolayısıyla ciddi[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] vakarlı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ağırbaşlı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] üstlendiği vazife bunun gereğiydi. Ancak her haliyle o da bir insandı. Hem de çok cana yakın[Üye olmadan linkleri göremezsiniz]

Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] şakalaşır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] insanlar Peygamberimize yanaşamazlar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ona soru bile soramazlardı.

Zaten insan her zaman ciddi ve ağır meseleleri konuşamaz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen ortamın yumuşatılması[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] insanların rahatlatılması gerekir.

Herkes gibi Peygamberimiz de şaka yapar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] lâtifeli konuşur[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yalan yalandır.

Ebû Hüreyre'nin rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Kul şaka ile de olsa yalanı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] doğru bile olsa lüzumsuz tartışmayı bırakmadıkça tam inanmış bir mü'min olamaz."

Peygamber Efendimiz bir yandan yeri geldikçe şaka yaparken[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] diğer yandan da Sahabîlerin yersiz şaka yapmamaları konusunda uyarıda bulunurlardı.

"Arkadaşlarınla ağız kavgası yapma[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bir söz verip de tutmamazlık etme."

Etrafındakiler sordular:

"Yâ Resulallah[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] siz de şaka yapıyorsunuz."

Çelişkili gibi görünen bu durumu Peygamberimiz şöyle cevapladı:

"Evet[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ben de şaka yaparım[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] fakat şaka yaparken bile sadece hakikati söylerim."

Bunun yanında[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Peygamberimiz insanlarla alay etmez[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hafife almaz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dalga geçmez[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] küçük düşürmez[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] mahcup etmez[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] zor durumda bırakmaz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] "işletme" gibi olumsuz tavırları hoş karşılamazdı.

Peygamberimizin yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hanımlarıyla[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.

Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onlarla ilgilenir[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sevindirirdi. Çocuklar Peygamberimizden hiç kaçmazlar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] nerede görseler hemen yanına gelirler[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] çevresini sararlardı.

Enes bin Mâlik anlatıyor:

"Peygamber Efendimiz insanların en güzel ahlâklısı idi. Benim Ebû Umeyr adında küçük bir kardeşim vardı. Peygamber Efendimiz bizim eve gelerek onu gördüğünde[Üye olmadan linkleri göremezsiniz]

"Ebû Umeyr'i üzgün görüyorum[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sebebi nedir?" "Babam[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] 'Yâ Resulallah[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] oynadığı nugayr kuşu öldü' dedi.

(Nugayr[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] serçeye benzeyen kırmızı gagalı bir kuştur.)

"Bundan sonra Peygamber Efendimiz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Ebû Umeyr'i ne zaman görse;

"Ebû Umeyr ne oldu senin nugayr?' diye takılırdı."

Hazret-i Enes'in kendisi de Peygamberimizin hizmetine on yaşlarında iken girmişti. Bir defasında Efendimiz kendisine:

"Ey iki kulaklı adam" diye takılmıştı.

Peygamberimiz aile içinde mükemmel bir eş[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] şefkatli ve sevimli bir babaydı. Zaman zaman eşleriyle de şaka yapar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] onlarla olan samimiyetini geliştirirdi.

Hazret-i Âişe genç ve zeki bir hanım olduğu için Peygamberimiz ona ayrı bir ilgi gösterirdi.

Hazret-i Âişe anlatıyor:

"Ben zayıf[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ince belli genç bir hanımdım. Bir seferde Peygamberimizle birlikte bir yolculuğa çıktım. Peygamberimiz bir yerde Sahabîlere:

"Siz ilerleyin" dedi. Onlar gidince ikimiz arkada yalnız başına kaldık. Bana:

"Gel seninle yarışalım" dedi ve koşmaya başladık. Ben kendisini geçtim.

"Aradan birkaç yıl geçmişti. Yine onunla birlikte bir yolculukta iken bir yerde Sahabîlere:

"Siz ilerleyin" dedi ve ikimiz yalnız kaldık.

"Gel yarışalım" dedi. O zamanlar ben kilo almıştım. Önceki yarışmayı da unutmuştum. Koşmaya başladık. Fakat bu sefer de o beni geçti. Gülümseyerek:

"Bu defaki benim seni geçişim[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] o gün beni geçişine bedel olsun' buyurdu."

Peygamber Efendimizin kendi aile içindeki bir latifesini de Numan bin Beşir rivayet ediyor:

"Bir gün Hazret-i Ebû Bekir[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Peygamber Efendimizin huzuruna girmek için izin istedi. Kızı ve Peygamberimizin hanımı Âişe'nin Efendimize bağırdığını işitti.


"Resulullaha nasıl bağırırsın?' diye elini kaldırarak bir tokat atmaya davrandı. Fakat Peygamberimiz bırakmadı. Ebû Bekir kızgın olarak ayrıldı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] çıktı.

"Ebû Bekir çıktıktan sonra Peygamber Efendimiz Âişe' ye:

"Gördün mü[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] seni nasıl kurtardım adamın elinden[Üye olmadan linkleri göremezsiniz]' dedi.

"Aradan birkaç gün geçtikten sonra Ebû Bekir tekrar müsaade isteyerek Peygamberimizin huzuruna girdi. Bu sefer Efendimizle Âişe'yi barışmış görünce sevindi ve Peygamberimize dönerek şöyle dedi:

"Beni nasıl kavganıza kattıysanız[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] barışınıza da katar mısınız?"

"Peygamberimiz:

"Kattık[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] kattık' buyurdu."

Peygamberimizin aile içinde şöyle bir latifesi de olmuştu:

Adamın biri Peygamberimizin amcasıoğlu Abdullah bin Abbas'a sordu:

"Peygamber Efendimiz şaka yapar mıydı?"

"Evet[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yapardı."

"Şakalarından bir örnek verir misiniz?"

"Bir gün hanımına bol bir elbise giydirdikten sonra;

"Güle güle giy[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Allah'a şükret ve gelinler gibi yerde sürü' diye takıldı."

Peygamberimiz kimsesiz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] fakir[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yoksul[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] herkesin yüz vermediği[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ilgilenmediği insanlarla küçük şakalar yapar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] kalplerini kazanırdı.

Enes bin Mâlik anlatıyor:

"Bir gün adamın biri Peygamber Efendimizin huzuruna geldi ve kendisinden bir binek hayvanı istedi.

"Peygamberimiz ona[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] 'Peki[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi?' diye takıldı.

"Adamcağız[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] 'Yâ Resulallah[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ben sizden bir binek istiyorum[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dişi deve yavrusunu ne yapayım?"

"Peygamber Efendimiz gülerek:

"Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir?' buyurdu."

Peygamberimizin dadısı ve Zeyd bin Hârise'nin hanımı Ümmü Eymen[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bir gün Peygamber Efendimize gelir ve onu evine davet eder:

"Yâ Resulallah[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] beyim sizi davet ediyor."

"O da kim[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?"

"Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!"

"Evet[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] gözlerinde beyazlık var."

"Vallahi yok yâ Resulallah."

"Hiçbir insan yoktur ki[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] gözlerinde beyazlık bulunmasın."

Peygamberimizin buna benzer bir latifesini Hasan-ı Basrî Hazretleri rivayet ediyor:

Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek:

"Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi.

Peygamber Efendimiz:

"Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı.

Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.

Peygamber Efendimiz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Sahabîlere:

"Gidin ona söyleyin[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] 36.)

Peygamberimizin bir başka latifesini de Enes bin Mâlik'ten dinleyelim:

"Çöl halkından Zahir adında bir adam vardı. Zahir Peygamberimize her gelişinde kendi yetiştirdiği ürünlerden hediyeler getirirdi. Şehirden çöle döneceği zaman da[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Peygamber Efendimiz ihtiyacı olan şeylerle onun heybesini doldururdu. Gelen hediyelere bu şekilde karşılık verdikten sonra da şöyle buyururdu:

"Zahir bizim çölümüz[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] biz de onun şehriyiz."

"Peygamberimiz Zahir'i çok severdi. Halbuki Zahir hiç de güzel değildi. Fizikî olarak son derece çirkin bir adamdı.

"Bir gün pazarda çölden getirdiği malları satmaya çalıştığı bir sırada Peygamber Efendimiz gitti[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sessizce yaklaştı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] Zahir'i arkasından kucakladı ve elleriyle gözlerini kapadı.

"Zahir tutanın kim olduğunu göremiyordu. Tutan kimse bıraksın' diye çabalamaya başladı. Bu arada göz ucuyla arkasından tutanın Efendimiz olduğunu anlayınca sırtını Peygamberimizin göğsüne iyice dayamaya başladı.

"Zahir'in bu neşeli hareketinden hoşlanan Peygamber Efendimiz yüksek sesle:

"Bu köleyi satıyorum[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] var mı alan?' diye seslenmeye başladı.

"Zahir boynu bükük[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] mahzun bir halde:

"Yâ Resulallah[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] benim gibi değersiz bir köleye vallahi

kuruş veren olmaz' deyince Peygamber Efendimiz: "Hayır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yâ Zahir[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sen Allah katında hiç de değersiz

değilsin' buyurdu [Üye olmadan linkleri göremezsiniz]