--YAĞMUR--
02-09-2009, 09:28 AM
AŞK DOKUNUR KALPLERE
Aşkın vuslat çizgisini geçmiş veya sevdayı iki farklı bedenden tek bir ruha yükseltmiş istisna ve bir o kadar da müstesna kalpler de dâhil aşkın öyle boyutları vardır ki[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dokunur. Bazen sersemletir[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen serinletir. Bazen çağlar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen dağlar. Bazen durulaştırır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen durultur. Ah aşk... Dokunur. Hem de her kalbe farklı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her sevdaya farklı dokunur. Her zamanda farklı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her mekânda farklı.
Bakınız[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] aşkın dokunan bir olgu olduğunu[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her durumda ruha nasıl işlediğini beraber işleyelim. Evveli; vuslata ermemiş[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] kavuşmama acısı çeken bir gönlün çaresiz çırpınışları... Olgunlaşmamış bir meyve gibi dalında asılı durur aşk. Yesen yiyemezsin; tatsızdır; kopartıp atsan[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] atamazsın[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] canın acır. Atsan dahi koptuğu yerde izi kalır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hüznü yapraklara vurur[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yapraklar dökülür. Burada hüzünden ziyade dokunması vurgudur[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] belki de ne çiçekler açacak diğer dallarda[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ne meyveler bitecek gövdesinde gönlün ama o olgunlaşmamış meyve orada bıraktığın köşede masum[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] boynu bükük şekilde hep sana bakacak[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dokunacak. Ya da misal; visale açılacak küçük bir pencere gibi duracak bir kenarda[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ama hiç açılmayacak. Rüzgârını özleyeceksin umudun[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] şöyle çarpıp geçse diye. Ama esmeyecek. Belkide ne kapılar aralanacak ama o pencere gizem perdesini de çekmiş olarak kalacak ve dilini bilmediğin en muammalı şarkıları fısıldayacak kulağına. Dokunacak aşk. Durup durup ket vuracak geçmişe anılar. Hiç olmadık anlarda içinize düşecek onsuzluk ve sizi de düşürecek sonsuzluğun arka sokaklarına. Veremli caddeleri[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] cüzamlı ayaklarla çiğneyeceksiniz. Aşkın başkenti değil[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yalnızlığın taşrası olacak kent. Öyle yokuşlarla ülfetleşeceksiniz ki külfetine katlanacağınız çıkmaz sokaklarınız dahi olmayacak. Her volta da bir kerte daha çizilecek zaman defterine ve her kerte kardeş olacak ölüme. Ve dokunacak aşk kalplere.
Kavuşmuş aşklara gelince[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] velev ki iki gönül birbirini sevdi[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] velev ki kalplerini birbirine emanet verdi[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] velev ki sustu hüzün[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] güldü yüzün; aşk yine dokunur. Belki senaryo başkadır ama aynı oyun oynanır. Sevdiğiniz yanınızdadır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] gülümsüyordur. Beraber başlıyorsunuzdur sabahlara gonca tadında. En güzel kahvaltılar sizindir belki. Kızartılan her ekmek aşkı anlatır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bereketi anlatır. Çaydanlıkta huzurla kaynarken su[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] buğusunda sevgi yayılır odanın her bir yanına[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yaşam tadında. Sevgi bir aktarma otobüsü gibi olur yârin gönlünden varlığa giderken[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] biletini gülüşlerle ödediğin ve zaman tadında... Her an böyle[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her an onunla. Hiç sıkılmadan[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hiç bıkmadan inadına böyle[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] inadına onunla. Hayata inadına... Ama böylesi mutluluğun zirve yaptığı durumlarda bile hep bir soru meşgul eder gönülleri: “Ya biterse!” Siz sevdayı yaşatırken[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sevda sizi yaşatırken hep bir çocuk çekiştirir sırtınızdan: “Ya biterse!” Bitmese de biter gibi içinize vurur ve aramızda kalsın bir aşk en çok biterken dokunur.
Ucu güvene dokunmayan ve ipliği sevgiyle dokunmayan her aşk dokunur. Hatta böyleleri yok olur.
Yazarken de dokunur aşk ki hem de bana nasıl dokunur! Hep usul usul sorarım kendime: “ Hangi bahane avutur?” Dokunmasa kalemimde kâğıda dokunmazdı elbet[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dokunmasa geceler boyu böyle canım okunmazdı. Bu dokunuşlar değil miydi aşığını sokaklara vuran ve hala vuruyor. Bak yine! Karışıyorsun insan seline. Her renkten[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her telden bir sürü insan. Yürüyorsun şehrin kalabalık sokaklarında. Onsuz caddedeki insanlar bir anda yok oluyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] kalıyorsun bir anda tek başına. Her yer bomboş. Sessizliğin bile yankı yapıyor tenhalığın akustiğinde. Kaldırımlar öksüz kalıyor ama yetim değil. Evler[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] apartmanlar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dükkânlar sana bakıyor. Sen ise onu bekliyorsun her geçen anda[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sanki bir el usulca omzunuza dokunacak da dönünce onu görecekmiş gibi bekliyorsun. Ama olmuyor. Dünya dönüyor. Başın dönüyor. Sen dönüyorsun. Ama yok. O yok. Arkanda kimse yok. Bir anlığına yokluğu hissediyorsun. Sonrasında insanlar geri geliyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sel gibi akıyor yine. Mecidiyeköy kaynıyor. Bir adım atıyorsun ve roller değişiyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bu sefer şehir kayboluyor. Bir dünya insanlasın uçsuz bir ovada. Onu arıyorsun kalabalıklarda. İğneyle insan kazıyorsun. Her kalbin altına[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her gözün arkasına bakıyorsun çocuğunu kaybetmiş anne serzenişi gibi. Ne zaman ki bir kırmızı kazak görsen giyinilmiş[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] heyecanlanıyorsun aşkın verdiği refleksle. Ama olmuyor. Bulunmuyor sevgili. Sonrasında yavaş yavaş insanlarda kayboluyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] şehirde kayboluyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sende kayboluyorsun... Onu bulacağım derken kendini kaybediyorsun...
Ve diyorsun ki:
-Aşkta mutluluk hayal olsa da hayallere âşık olmak mutluluk olsa da[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] birlikte yapacağımız ilk kahvaltının umudunu kendimle beraber gömerek ölsem de[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] meyveyi rüzgâr alıp götürse de[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] pencere göçse de ulu bir zelzele ile bir şiir için Roma’yı yakmış Neron misali kenti de versek alevlere[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] o ulvi elin omzuma dokunmasa da[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] aşkın dokunsa da kalbime[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bir sen kalacaksın geride.
Fatih Canavaroğlu
Aşkın vuslat çizgisini geçmiş veya sevdayı iki farklı bedenden tek bir ruha yükseltmiş istisna ve bir o kadar da müstesna kalpler de dâhil aşkın öyle boyutları vardır ki[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dokunur. Bazen sersemletir[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen serinletir. Bazen çağlar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen dağlar. Bazen durulaştırır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bazen durultur. Ah aşk... Dokunur. Hem de her kalbe farklı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her sevdaya farklı dokunur. Her zamanda farklı[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her mekânda farklı.
Bakınız[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] aşkın dokunan bir olgu olduğunu[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her durumda ruha nasıl işlediğini beraber işleyelim. Evveli; vuslata ermemiş[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] kavuşmama acısı çeken bir gönlün çaresiz çırpınışları... Olgunlaşmamış bir meyve gibi dalında asılı durur aşk. Yesen yiyemezsin; tatsızdır; kopartıp atsan[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] atamazsın[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] canın acır. Atsan dahi koptuğu yerde izi kalır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hüznü yapraklara vurur[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yapraklar dökülür. Burada hüzünden ziyade dokunması vurgudur[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] belki de ne çiçekler açacak diğer dallarda[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ne meyveler bitecek gövdesinde gönlün ama o olgunlaşmamış meyve orada bıraktığın köşede masum[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] boynu bükük şekilde hep sana bakacak[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dokunacak. Ya da misal; visale açılacak küçük bir pencere gibi duracak bir kenarda[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] ama hiç açılmayacak. Rüzgârını özleyeceksin umudun[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] şöyle çarpıp geçse diye. Ama esmeyecek. Belkide ne kapılar aralanacak ama o pencere gizem perdesini de çekmiş olarak kalacak ve dilini bilmediğin en muammalı şarkıları fısıldayacak kulağına. Dokunacak aşk. Durup durup ket vuracak geçmişe anılar. Hiç olmadık anlarda içinize düşecek onsuzluk ve sizi de düşürecek sonsuzluğun arka sokaklarına. Veremli caddeleri[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] cüzamlı ayaklarla çiğneyeceksiniz. Aşkın başkenti değil[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yalnızlığın taşrası olacak kent. Öyle yokuşlarla ülfetleşeceksiniz ki külfetine katlanacağınız çıkmaz sokaklarınız dahi olmayacak. Her volta da bir kerte daha çizilecek zaman defterine ve her kerte kardeş olacak ölüme. Ve dokunacak aşk kalplere.
Kavuşmuş aşklara gelince[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] velev ki iki gönül birbirini sevdi[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] velev ki kalplerini birbirine emanet verdi[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] velev ki sustu hüzün[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] güldü yüzün; aşk yine dokunur. Belki senaryo başkadır ama aynı oyun oynanır. Sevdiğiniz yanınızdadır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] gülümsüyordur. Beraber başlıyorsunuzdur sabahlara gonca tadında. En güzel kahvaltılar sizindir belki. Kızartılan her ekmek aşkı anlatır[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bereketi anlatır. Çaydanlıkta huzurla kaynarken su[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] buğusunda sevgi yayılır odanın her bir yanına[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] yaşam tadında. Sevgi bir aktarma otobüsü gibi olur yârin gönlünden varlığa giderken[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] biletini gülüşlerle ödediğin ve zaman tadında... Her an böyle[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her an onunla. Hiç sıkılmadan[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] hiç bıkmadan inadına böyle[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] inadına onunla. Hayata inadına... Ama böylesi mutluluğun zirve yaptığı durumlarda bile hep bir soru meşgul eder gönülleri: “Ya biterse!” Siz sevdayı yaşatırken[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sevda sizi yaşatırken hep bir çocuk çekiştirir sırtınızdan: “Ya biterse!” Bitmese de biter gibi içinize vurur ve aramızda kalsın bir aşk en çok biterken dokunur.
Ucu güvene dokunmayan ve ipliği sevgiyle dokunmayan her aşk dokunur. Hatta böyleleri yok olur.
Yazarken de dokunur aşk ki hem de bana nasıl dokunur! Hep usul usul sorarım kendime: “ Hangi bahane avutur?” Dokunmasa kalemimde kâğıda dokunmazdı elbet[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dokunmasa geceler boyu böyle canım okunmazdı. Bu dokunuşlar değil miydi aşığını sokaklara vuran ve hala vuruyor. Bak yine! Karışıyorsun insan seline. Her renkten[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her telden bir sürü insan. Yürüyorsun şehrin kalabalık sokaklarında. Onsuz caddedeki insanlar bir anda yok oluyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] kalıyorsun bir anda tek başına. Her yer bomboş. Sessizliğin bile yankı yapıyor tenhalığın akustiğinde. Kaldırımlar öksüz kalıyor ama yetim değil. Evler[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] apartmanlar[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] dükkânlar sana bakıyor. Sen ise onu bekliyorsun her geçen anda[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sanki bir el usulca omzunuza dokunacak da dönünce onu görecekmiş gibi bekliyorsun. Ama olmuyor. Dünya dönüyor. Başın dönüyor. Sen dönüyorsun. Ama yok. O yok. Arkanda kimse yok. Bir anlığına yokluğu hissediyorsun. Sonrasında insanlar geri geliyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sel gibi akıyor yine. Mecidiyeköy kaynıyor. Bir adım atıyorsun ve roller değişiyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bu sefer şehir kayboluyor. Bir dünya insanlasın uçsuz bir ovada. Onu arıyorsun kalabalıklarda. İğneyle insan kazıyorsun. Her kalbin altına[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] her gözün arkasına bakıyorsun çocuğunu kaybetmiş anne serzenişi gibi. Ne zaman ki bir kırmızı kazak görsen giyinilmiş[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] heyecanlanıyorsun aşkın verdiği refleksle. Ama olmuyor. Bulunmuyor sevgili. Sonrasında yavaş yavaş insanlarda kayboluyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] şehirde kayboluyor[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] sende kayboluyorsun... Onu bulacağım derken kendini kaybediyorsun...
Ve diyorsun ki:
-Aşkta mutluluk hayal olsa da hayallere âşık olmak mutluluk olsa da[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] birlikte yapacağımız ilk kahvaltının umudunu kendimle beraber gömerek ölsem de[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] meyveyi rüzgâr alıp götürse de[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] pencere göçse de ulu bir zelzele ile bir şiir için Roma’yı yakmış Neron misali kenti de versek alevlere[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] o ulvi elin omzuma dokunmasa da[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] aşkın dokunsa da kalbime[Üye olmadan linkleri göremezsiniz] bir sen kalacaksın geride.
Fatih Canavaroğlu