sidelya
30-01-2009, 02:50 AM
Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış
gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını...Ve
Hakimin
tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi,
hakim...
"Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"
Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp,
kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...
"Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür
haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu,
kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından...
Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti..Herkes onu
dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu...Ve devam etti...
"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim...O bilmez...50 yıl önceydi.. O
çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı
tohumlamıştım, öyle büyüttüm..Yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim...Bir
süre sonra çiçek
kurumaya başladı. O zaman adak adadım... Her gece güneş açmadan önce bir tas
suyla suluycam onu diye...İyi gelirmiş dedilerdi...50 yıl oldu, bu herif bir
gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... Taki geçen geceye
kadar...o gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım...Ben böyle bir adamla 50 yıl
geçirdim... Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim...Ondan hiçbirşey
göremedim..Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını
bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."
Hakim, yaşlı adama dönerek ;
"Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.
Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın
utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi. "Askerliğimi,
reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle
büyümesi için emeklerimi verdim... Fadimemi de orada tanıdım...Sedefleri
de... Ona en güzel çiçeklerden büketler verdim...O çiçeklerle doludur
bahçesi...Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi...İlk Evlendiğimiz
günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre
uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi..Her gece
uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim
hatun...lafım geçmedi... O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu...Ben ona gece
sularsan geçer dedim..Adak dilettim...Her gece onu uyandırdım. Ve onu
seyrettim... O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken
seyrettim...Her gece o çiçek ben oldum...Sanki...Ona bu yüzden
tapabilirdim..." dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...
"Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım... Sedef
gece sulanmayı sevmez, hakim bey..Geçen gece de... Yaşlılık.. Ben de
uyanamadım.. Uyandıramadım...Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu yine
azabilirdi... Suçlandım..Sesimi çıkartamadım..."
O an Mahkeme salonunda herşey sustu...
Alıntıdır
Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış
gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını...Ve
Hakimin
tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi,
hakim...
"Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"
Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp,
kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...
"Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür
haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu,
kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından...
Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti..Herkes onu
dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu...Ve devam etti...
"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim...O bilmez...50 yıl önceydi.. O
çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı
tohumlamıştım, öyle büyüttüm..Yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim...Bir
süre sonra çiçek
kurumaya başladı. O zaman adak adadım... Her gece güneş açmadan önce bir tas
suyla suluycam onu diye...İyi gelirmiş dedilerdi...50 yıl oldu, bu herif bir
gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... Taki geçen geceye
kadar...o gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım...Ben böyle bir adamla 50 yıl
geçirdim... Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim...Ondan hiçbirşey
göremedim..Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını
bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."
Hakim, yaşlı adama dönerek ;
"Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.
Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın
utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi. "Askerliğimi,
reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle
büyümesi için emeklerimi verdim... Fadimemi de orada tanıdım...Sedefleri
de... Ona en güzel çiçeklerden büketler verdim...O çiçeklerle doludur
bahçesi...Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi...İlk Evlendiğimiz
günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre
uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi..Her gece
uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim
hatun...lafım geçmedi... O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu...Ben ona gece
sularsan geçer dedim..Adak dilettim...Her gece onu uyandırdım. Ve onu
seyrettim... O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken
seyrettim...Her gece o çiçek ben oldum...Sanki...Ona bu yüzden
tapabilirdim..." dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...
"Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım... Sedef
gece sulanmayı sevmez, hakim bey..Geçen gece de... Yaşlılık.. Ben de
uyanamadım.. Uyandıramadım...Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu yine
azabilirdi... Suçlandım..Sesimi çıkartamadım..."
O an Mahkeme salonunda herşey sustu...
Alıntıdır